Hastalık Kaygısı Bozukluğu

hastalık kaygısı

Hastalık kaygısı bozukluğu DSM-5’te yer alan yeni bir tanı olup, bir hastalığı olduğuna ya da
olacağına dair zihinsel uğraşları mevcut olan hastaları tanımlamak için kullanılır. Bedensel belirti
bozukluğunun (hipokondriazis) bir türüdür. Bedensel belirti bozukluğu ile hastalık kaygısı
bozukluğunu ayırt eden en önemli özellik bedensel belirtilerin mevcut olup olmamasıdır. Hastalık
kaygısı bozukluğunda bedensel belirti yoktur ya da varsa bile hafiftir. Ancak kişi ağır bir hastalığı
olduğunu ya da olacağını düşünmekten kendisini alıkoyamaz.

Hipokondriazisin sıklığı genel nüfusta %4-6 arasındadır. Hastalık kaygısı bozukluğunun görülme
sıklığı tam olarak bilinmemekle birlikte genel nüfusta insanların %15 e yakınının hasta olacaklarına
dair endişe duydukları tahmin edilmektedir. Hastalık kaygısı bozukluğu yaşlılarda gençlere göre
daha sık görülmektedir. Irk, cinsiyet, sosyal statü, eğitim düzeyi ve medeni durum bu tanının
görülme sıklığını etkilememektedir.


Hastalık kaygısı bozukluğunun neden dolayı kaynaklandığı tam olarak bilinmemekle birlikte psiko
dinamik yaklaşım açısından bakıldığında bu kişilerin öfke, saldırganlık veya yıkıcı isteklerinin
kendilerine doğru yer değiştirmesi ile birlikte kendilerine kötü bir şey olacağı korkusuna neden
olduğu düşünülmektedir. Yine psiko dinamik yaklaşıma göre hastalanma korkusu suçluluğa karşı
bir savunma, doğuştan beri kötü olduğuna inanma ve düşük öz saygının ifadesi olarak da
görülmektedir.

Korkulan hastalık geçmişteki gerçek veya hayali hataların cezası olarak görülebilir.
Yine bu hastalığın başlamasında kişinin kendisi için önemli olan kişilerle olan ilişkilerinin doğası da
önem teşkil etmektedir. Örneğin bir hastalık nedeniyle kaybedilen bir ebeveyn varlığı durumunda
aynı hastalığın kendisinde de gelişeceği korkusu oluşabilir. Korkunun çeşidi bilinçdışı çatışmaların
bir sembolü olabilir.

Hastalık kaygısı bozukluğunun temel tanı ölçütü bedensel bir belirti olmamasına ya da varsa bile
ağır olmamasına karşın, ciddi bir hastalığı olduğunu ya da olacağına dair yanlış inanışla ilgili,
hastalarda zihinsel meşguliyetin olmasıdır. Bu inanış en az altı ay sürmeli ve tıbbi muayenelerinde
her hangi bir patolojik belirti saptanmamış olmalıdır. Hastalıkla ilgili kaygı kişinin işlevselliğini bozan
duygusal sıkıntı yaratan niteliklerdedir. Bu hastalığa sahip bazı kişiler sürekli doktora giderken
bazıları ise doktora gitmez hatta doktora gitmekten kaçınırlar.

Bu kişiler kendilerinde henüz saptanmamış ciddi bir hastalıkları olduğuna inanırlar ve aksi yönde ikna edilemezler. Negatif laboratuvar sonuçlarına, hekim tarafından verilen güvencelere rağmen hastalık inanışı devam eder. Hastalıkla ilgili yoğun zihinsel uğraşları aileleri, arkadaşları ve çalışma arkadaşları ile olan
ilişkilerine engel olur. Hastalık kaygısı bozukluğu diğer tıbbi bozukluklardan ve psikiyatrik hastalıklardan mutlaka ayırt edilmelidir. Bu hastalar sürekli sağlık kuruluşlarına başvurdukları için bazen usandırıcı olabilirler ve ayrıntılı tıbbi değerlendirme yapılmamış olabilir.

Hastalık kaygısı bozukluğunun tedavisinde ilaç tedavileri ve psikoterapi uygulanmaktadır. Bu
hastalar genellikle psikiyatrik tedaviye dirençlidir.

Daha detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Dr Ayşe Nur OĞUZ

Call Now Button