Sosyal Medyanın Ergen Ruh Sağlığı Üzerinde Oluşturduğu Risk Faktörleri ve Koruyucu Faktörler

Sosyal Medyanın Ergen Ruh Sağlığı Üzerinde Oluşturduğu Risk


Sosyal Medyanın Ergen Ruh Sağlığı Üzerinde Oluşturduğu Risk altına sokan hem de koruyabilen karmaşık
bir dijital ortam sunmaktadır. PubMed’de 2023–2025 yılları arasında yayımlanan derleme
ve araştırma makaleleri, sosyal medyanın gençlerde psikolojik iyilik hâli, kimlik gelişimi ve
sosyal bağlılık üzerindeki etkilerini giderek daha kapsamlı bir şekilde analiz etmektedir. Bu
makale, sosyal medya kullanımının risk ve koruyucu faktörlerini çok yönlü bir bakış açısıyla
ele almaktadır.

Risk Faktörleri

Risk faktörlerinin başında “problemli sosyal medya kullanımı” gelmektedir. Problemli
kullanım; kontrol kaybı, aşırı zaman harcama, akademik performansta düşüş, uyku
düzeninin bozulması ve sosyal izolasyon ile karakterizedir. Bu kullanım biçimi, depresyon,
anksiyete ve duygu düzenleme güçlüklerinin güçlü bir yordayıcısı olarak tanımlanmaktadır.
Ayrıca algoritmaların idealize edilmiş yaşam tarzlarını öne çıkarması, ergenlerde yetersizlik
ve karşılaştırma döngülerini pekiştirmekte ve bu da ruhsal kırılganlığı artırmaktadır.
Siber zorbalık, literatürde “dijital çağın en toksik stres kaynaklarından biri” olarak
tanımlanmaktadır. Siber zorbalığa maruz kalan gençlerde travmatik stres tepkileri, sosyal
çekilme, kendine zarar verme eğilimleri ve intihar düşüncesi belirgin biçimde artmaktadır.
Dijital ortamın anonimlik sağlaması, zorbalığın görünürlüğünü azaltırken etkisini
artırmaktadır. Ayrıca sürekli bildirim alma, ergenlerde dopamin ödül döngüsünü uyararak
dürtüsellik, dikkat dağınıklığı ve kaygı düzeyini artırabilmektedir.


Bununla birlikte sosyal medya, gençler için önemli koruyucu faktörler de sunmaktadır.
Destekleyici çevrim içi topluluklar, özellikle kimlik çatışması yaşayan veya sosyal izolasyon
hisseden gençlerde aidiyet duygusunu güçlendirmektedir. Sosyal medya, ifade özgürlüğü,
yaratıcı içerik üretme, sosyal dayanışma ve akran desteği gibi psikolojik açıdan olumlu
işlevler de sağlayabilmektedir. Bu nedenle sosyal medya tamamen riskli bir alan olarak
değil, bağlama göre değişen bir psikososyal ortam olarak görülmelidir.


Literatür, etkili müdahalenin çok düzeyli olması gerektiğini vurgulamaktadır. Bireysel
düzeyde dijital farkındalık, öz düzenleme becerileri ve sağlıklı kullanım stratejileri
önemlidir. Aile düzeyinde destekleyici iletişim, sınır koyma becerileri ve ebeveyn rehberliği
kritiktir. Okulların medya okuryazarlığı programları geliştirmesi ve siber zorbalıkla
mücadele stratejileri oluşturması gerekmektedir. Politika düzeyinde ise yaş uygunluğu
filtreleri, algoritmik şeffaflık ve gençleri koruyucu dijital düzenlemeler önerilmektedir.
Sonuç olarak sosyal medya, gençlerin ruh sağlığını hem güçlendirebilen hem de
kırılganlaştırabilen çift yönlü bir yapıya sahiptir. Etkili yaklaşım, bireysel, ailesel ve
toplumsal düzeyde bütünleşmiş müdahalelerin birlikte uygulanmasıdır.

Daha detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Dr Ayşe Nur OĞUZ

Call Now Button