Sosyal ve Yaygın Anksiyete Bozukluklarında Analitik Yönelimli Terapinin Klinik Rolü

Sosyal ve Yaygın Anksiyete Bozuklukları

Sosyal ve Yaygın Anksiyete Analitik yönelimli psikoterapiler, anksiyete bozukluklarını bilinçdışı süreçler, benlik yapılanması ve nesne ilişkileri bağlamında ele alan kuramsal ve klinik yaklaşımlardır. Sosyal anksiyete bozukluğu ve yaygın anksiyete bozukluğu, yalnızca yoğun kaygı belirtileriyle değil, aynı zamanda utanç, suçluluk, değersizlik ve kişilerarası kaçınma gibi daha derin ruhsal temalarla karakterizedir. Bu yazının amacı, seçkin bilimsel dergilerde yayımlanmış ampirik çalışmalar doğrultusunda analitik yönelimli terapilerin bu iki klinik tabloda etkililiğini, etki mekanizmalarını ve klinik uygulamadaki rolünü değerlendirmektir.

Sosyal anksiyete bozukluğu ve yaygın anksiyete bozukluğu, anksiyete spektrumunun en sık karşılaşılan tanıları arasında yer almakta ve sıklıkla kronik bir seyir göstermektedir. Bu bozukluklar, bireyin sosyal, mesleki ve kişilerarası işlevselliğini belirgin biçimde kısıtlayabilmektedir. Analitik yönelimli terapiler, anksiyeteyi yalnızca öğrenilmiş davranış örüntüleri veya bilişsel çarpıtmalar çerçevesinde değil, erken dönem ilişkiler, içselleştirilmiş nesne temsilleri ve benlik yapılanması bağlamında ele alır. Bu yaklaşımda kaygı, bastırılmış duyguların ve çözümlenmemiş içsel çatışmaların yüzeye çıkmasına eşlik eden bir sinyal olarak değerlendirilir.

Sosyal Anksiyete Bozukluğunda Psikodinamik Perspektif

Sosyal anksiyete bozukluğunda analitik yönelimli terapi, bireyin başkaları tarafından değerlendirilme korkusunu erken dönem bakım veren ilişkileri ve içselleştirilmiş eleştirel nesne temsilleriyle ilişkilendirir. Utanç ve değersizlik duyguları, bu klinik tabloda merkezi bir rol oynar. Yayımlanan çalışmalarda, analitik ve psikodinamik terapilerin sosyal anksiyete belirtilerini anlamlı düzeyde azalttığı ve sosyal kaçınma davranışlarında belirgin iyileşmeler sağladığı bildirilmiştir. Terapötik süreçte aktarım ilişkilerinin çalışılması, danışanın sosyal ortamlarda tetiklenen içsel senaryolarını fark etmesine ve bu senaryoları yeniden yapılandırmasına olanak tanımaktadır.

Yaygın Anksiyete Bozukluğunda Psikodinamik Perspektif

Yaygın anksiyete bozukluğunda sürekli ve kontrol edilmesi güç kaygı hali, çoğunlukla bastırılmış öfke, yas ve bağımlılık ihtiyaçlarıyla ilişkilendirilmektedir. Analitik yönelimli terapiler, bu bastırılmış duyguların bilinç düzeyine taşınmasını ve kaygının işlevinin anlaşılmasını hedefler. Yapılan çalışmalar, psikodinamik terapilerin yaygın anksiyete bozukluğunda kaygı şiddetini azalttığını, duygusal farkındalığı artırdığını ve belirsizliğe tahammül kapasitesini güçlendirdiğini göstermektedir.

Analitik terapilerde aktarım ve karşı aktarım süreçleri, anksiyete bozukluklarının tedavisinde merkezi bir rol oynar. Terapötik ilişkide ortaya çıkan duygusal tepkiler, danışanın kişilerarası dünyasına ve içsel çatışmalarına dair önemli bilgiler sunar. Sosyal ve yaygın anksiyete bozukluklarında bu süreçlerin ele alınması, bireyin tekrar eden ilişki örüntülerini fark etmesini ve daha esnek ilişki biçimleri geliştirmesini destekler.

Sosyal ve Yaygın Anksiyete Uzun Dönem Etkiler ve Yapısal Değişim

Analitik yönelimli terapilerin ayırt edici özelliklerinden biri, tedavi sonlandıktan sonra elde edilen kazanımların izlem dönemlerinde korunmasıdır. Literatürde bu durum, semptomatik iyileşmenin ötesinde yapısal değişim kavramıyla ilişkilendirilmektedir. Uzun dönem izlem çalışmalarında, analitik terapilerin yalnızca kaygı düzeyini azaltmakla kalmadığı, aynı zamanda benlik bütünlüğü ve kişilerarası işlevsellikte kalıcı iyileşmeler sağladığı bildirilmektedir.

Analitik yönelimli terapiler, özellikle erken dönem ilişkisel travmaların, yoğun utanç ve değersizlik temalarının eşlik ettiği anksiyete bozukluğu olgularında önemli bir klinik seçenek sunmaktadır. Bu yaklaşım, semptom kontrolünün ötesine geçerek bireyin içsel dünyasını anlamlandırmasına ve daha sürdürülebilir bir ruhsal denge geliştirmesine olanak tanımaktadır.

Sonuç:

Yapılan çalışmalar ve güncel literatür, analitik yönelimli terapilerin sosyal ve yaygın anksiyete bozukluklarında etkili ve klinik olarak anlamlı bir psikoterapi yaklaşımı olduğunu göstermektedir. Özellikle kronik ve tekrarlayıcı olgularda bu terapiler, kısa vadeli semptom azaltımının ötesinde uzun vadeli ve yapısal değişim sağlayabilmektedir.

Daha detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Dr Ayşe Nur OĞUZ

Kaynakça

Leichsenring, F., Salzer, S., Jaeger, U., et al. (2013). Psychodynamic therapy and cognitive-behavioral therapy in social anxiety disorder. American Journal of Psychiatry, 170(7), 759–767.

Steinert, C., Hofmann, M., Kruse, J., & Leichsenring, F. (2017). Long-term outcome of psychodynamic psychotherapy for anxiety disorders. Psychotherapy, 54(3), 254–262.

Town, J. M., & Abbass, A. (2013). Short-term psychodynamic psychotherapy for anxiety disorders: A meta-analysis. Harvard Review of Psychiatry, 21(4), 161–171.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Call Now Button