Yaşlı nüfusun dünya genelinde artması, psikiyatrik bozuklukların bu yaş grubundaki görünümünü daha önemli hâle getirmiştir. Anksiyete bozuklukları yaşlı bireylerde sık görülmesine rağmen çoğu zaman fark edilmeyen veya yanlış tanı alan klinik tablolardır. Bunun en önemli nedeni, anksiyete belirtilerinin fiziksel hastalık bulguları ile karışabilmesi ve yaşlıların genellikle somatik şikâyetlerle sağlık hizmetine başvurmalarıdır.
Farmakolojik tedavi yaşlılar için etkili olmakla birlikte, bu yaş grubunun fizyolojik özellikleri nedeniyle daha fazla dikkat gerektirir. Yaşlanmayla birlikte karaciğer metabolizması yavaşlar, böbrek fonksiyonları azalır ve yağ-kas dağılımı değişir; tüm bunlar ilaçların vücutta daha uzun süre kalmasına ve yan etkilerin artmasına yol açabilir. Bu nedenle tedavi planlamasında “düşük dozla başla, yavaş artır” ilkesi önemlidir.
Anksiyete bozuklukları Birinci basamak tedavide SSRI’lar kullanılmaktadır. Sertralin, escitalopram ve paroksetin yaşlı erişkinlerde etkinliği kanıtlanmış ilaçlardır. Bununla birlikte SSRI’lar özellikle yaşlılarda hiponatremi, uyku bozuklukları ve gastrointestinal yan etkiler yaratabilir. SNRI’lar (duloksetin, venlafaksin) da etkilidir, ancak kan basıncı üzerine etkileri göz önünde bulundurulmalıdır.
Detaylar;
Benzodiazepinler, yaşlı popülasyonda genellikle önerilmemektedir; çünkü düşme riskini artırır, sedasyon yapar ve bilişsel bozulmaya katkıda bulunabilir. Bu ilaçlar yalnızca çok kısa süreli ve dikkatli bir şekilde kullanılmalıdır.
Buspiron, yaşlılarda daha güvenli bir alternatif olarak öne çıkmaktadır. Sedatif etkisi yoktur ve bağımlılık riski düşüktür. Aynı şekilde pregabalin ve gabapentin de bazı hastalarda özellikle uyku problemleri eşlik ettiğinde tercih edilebilmektedir.
Yaşlı erişkinlerde Anksiyete bozuklukları tedavisinin geleceği, kişiselleştirilmiş tıp uygulamalarının yaygınlaşmasıyla şekillenmektedir. Farmakogenetik testlerin dahaulaşılabilir hale gelmesi, hangi ilacın hangi bireyde daha etkili ve güvenli olacağını önceden belirleme fırsatı sunacaktır. Bu yaklaşım, polifarmasiye bağlı yan etki riskini azaltmanın yanı sıra tedavi uyumunu da artırabilir.
Ayrıca dijital sağlık uygulamaları, uzaktan takip sistemleri ve teleterapi yöntemleri, yaşlı bireylerde hem tedaviye erişimi kolaylaştırmakta hem de tedavi sonuçlarını güçlendirmektedir. Farmakolojik tedavinin psikoterapiyle desteklenmesi kritik öneme sahiptir. Psikoteröpatik yaklaşımlar yaşlı bireylerde anksiyete düzeyini düşürmede etkilidir ve ilaç ihtiyacını azaltabilir. Bu nedenle ideal tedavi yaklaşımı biyolojik ve psikososyal yöntemlerin birlikte uygulanmasıdır.
Daha detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Dr Ayşe Nur OĞUZ






